Bergamanın tarihi yerleri, Bergamada Gezilecek yerler. Bergamanın özellikleri ve Bergamadaki tarihi eserler hakkında geniş bilgi.
Zeus sunağı:
Bergama Kralı II. Eumenes tarafından Galatlarla yapılan savaşın
kazanılmasının ardından kurtarıcı Zeus'a bir şükran ifadesi olarak inşa edilen
ünlü Zeus Sunağı, son 130 yıldır ne yazık ki Almanya'nın Berlin Kentindeki
Pergamon Müzesi'nde bulunmaktadır.
Asklepion Sağlık Merkezi ( Bergama):
M.Ö.
4'üncü yüzyıla uzanan geçmişiyle Asklepieon Sağlık Kenti, mitolojideki sağlık
tanrısı Asklepieos'a adanarak yapılmış ve M.S. 5'inci yüzyıla kadar, ünlü bir
tedavi merkezi olarak etkinliğini sürdürmüştür. Bergama'nın eski çağlarda
önemli bir sağlık kenti olduğunu ispatlayan Asklepieon'un giriş kapısı, bu gün
Viran Kapı adıyla ayakta durmaktadır.
Allianoi Antik Kenti:
1998 yılında başlayan kazılarla büyük bir bölümü toprak altından
çıkarılan Allianoi Antik Kenti, Bergama'nın eski çağlarda önemli bir sağlık
merkezi olduğunu kanıtlamaktadır. M.Ö. II. Yüzyıl’dan
M.S. II. Yüzyıl’a kadar kullanıldığı tahmin edilen Allianoi, tıpkı Bergama
Asklepieon'u gibi, Sağlık Tanrısı Asklepieos'a adanarak yapılmış bir sağlık
kültüdür. Ancak Asklepieon'da telkinle tedavinin uygulandığı, Allianoi'nin ise
hidroterapi (suyla tedavi) merkezi olduğu, önemli buluntularla
desteklenmektedir.
Burada
çıkan sıcak su, günümüzde bile kullanılacak niteliktedir. Anadolu'nun en sağlam
kalmış Ilıca yapısı olarak dikkat çeken Allianoi, ne yazık ki, bölgede inşaatı
devam eden Yortanlı Barajı'nın suları altında kalma tehlikesiyle karşı
karşıyadır. İnsanlığın bu önemli kültür mirasının baraj sularıyla yok olup
gitmemesi için gereken çalışmalar yapılmalıdır.
Bazilika:
Hristiyanlığın ilk 7 kilisesinden biri olarak adı İncil'de de
geçen Bazilika'ya, M.S. II. Yüzyıl’da Roma İmparatoru Hadrianos tarafından
mitolojik tanrı Serapis'e adanarak yapıldığı için Serapis Tapınağı da
denmektedir.
Roma tiyatrosu:
Asklepieon Kutsal Yolunun başlangıcı olan Viran Kapının
bitişiğindedir. 30.000 kişi kapasiteli ve yarım ay şeklindeki tiyatroya ait
izler zeminde görülebilmektedir.
Amfi tiyatro:
Anadolu’daki 3 örnekten biri olan
yapı Asklepieon'un yaklaşık 300 metre kuzeyinde yer alır. Daire planlı yapı
Tellidere isimli çay yatağının üzerine inşa edilmiştir.
3 metre yüksekliğindeki ortadaki Arena, çayın kapatılması yoluyla su ile
dolduruluyor ve her türlü su gösterileri yapılabiliyordu. 50.000 kişilik seyir
imkanı veren yapı bugün gecekonduların tehdidi altındadır.
Selçuk minaresi:
XIII ile XIV. yüzyıllarda inşa edildiği tahmin edilmektedir.
Minare kapısı dıştan Bursa, içten Selçuk tipi sivri kemerlidir. Gövdesi
lacivert, firuze ve yeşil renkli sırlı tuğlalarla örülmüştür. Petek kısmı
taş ve tuğla karışık olarak yapılmış 6 ve 3 köşeli sırlı tuğla ile
kaplanmıştır.
Ulu cami:
1399 yılında Yıldırım Beyazıt tarafından yaptırılan tek minareli
Selahattin camilerindendir. Orta nefi 3 kubbeli, iki yan nefi
tonozla örtülüdür. Doğu cephesinde iki pencereden daraltılan duvar içinde
kurşunluğa çıkan merdivenler vardır. Mermer mihrabı Selçuk etkilerini taşır.
Minberi, taş ve mermerden yapılmış kitabeli taş kapısı özenli bir işçiliğe sahiptir.
çukurhan
XIV. ya da XV. yüzyılda yapıldığı sanılan han iki katlı revaklı
bir orta avlu etrafında nşekillenmiştir. Revaklı örtüsünün alt katta tonoz, üst
katta kubbe olduğu bilinmektedir. Girişin üstündeki baş odanın kubbesi sağlam
durumdadır.Taş-tuğla karışık olarak örülen duvarın üstündeki saçak motifleri
tapınak frizlerini anımsatır.
Küplü hamam:
1427 yılında yapılan hamamın kadınlar bölümü yoktur. Tekrar
yapıldığı anlaşılan soyunma bölümünden sonra soğukluğa girilir. Taç
kapısı, kirpi saçakları ve ilginç kubbe süslemeleriyle literatüre geçmiştir.
19.y.y.'a kadar korunan ve bugün Paris Louvre Müzesinde bulunan antik mermer
küp nedeniyle Küplühamam adıyla bilinmektedir. Bergama’daki bir çok yapı gibi
Küplühamam da restore edilmeyi beklemektedir.
Hacı hekim hamamı
Hacı Hekim camisiyle aynı zamanda yapılmış hamam kadınlar kısmına
da sahiptir. Kubbeyle örtülü soyunma yerinden büyükçe bir soğukluğa geçilir.
Kadınlar bölümü kullanılmayan hamam halen işletilmektedir.
Tarihi ticaret merkezi
Eski Bergama olarak adlandırılan alanda bulunan Bergama
Tarihi Ticaret Merkezi, 1850'li yıllardaki yangında büyük hasar görmüş
olmasına rağmen 15'inci Yüzyıl'dan kalma eserlerle
dikkat çekmektedir.
Kleopatra güzellik ılıcası
Dünyanın ilk telkinle tedavi hastanelerinden biri olan
Asklepieon'un yakınında yeralan Kleopatra Güzellik Ilıcası, sıcak suyla tedavi
amacıyla antik çağlardan beri kullanılmaktadır. Anadolu'daki ilk kaplıca
tedavisinin Bergama'da MÖ. 400'lü yıllarda başladığı
belgelelerle kanıtlanmaktadır. Ilıca, Antik Bergama Kralı II. Eumenes
tarafından yapılmış ve tedavi amacıyla 2000 yılı aşkın bir süre binlerce kişiye
tedavi amaçlı hizmet vermiş, büyük ilgi görmesine rağmen bakımsızlık nedeniyle
1988 yılında kapatılmıştır. Mısır kraliçesi Kleopatra'nın bu kaplıcada
yıkandığı ve dillere destan güzelliğini borçlu olduğu düşünüldüğünden ılıcanın
adının Kleopatra olduğu söylenmektedir. Kaplıca suyunun içerdiği Minerallerin
cilt hastalıklarına iyi geldiği, özellikle de cildi gerginleştirdiği için
'Güzellik Ilıcası' denmektedir.
Kleopatra
Güzellik Ilıcası suyunun kalitesi, çeşitli bilimsel raporlarla da
kanıtlanmıştır. Günümüzde yalnızca restoran bölümü hizmet veren Ilıca için
belediye tarafından, termal oteller ile yeniden hizmete açılması yönünde
çalışmalar yürütülmektedir.
Akropolis: Akropol son
derece dik bir tepe üzerinde kurulmuştur. Yaklaşık 300 m. yükseklikteki bu
tepeye kıvrılarak tırmanan bir yoldan çıkılır. Akropol denilen şehir
yerleşiminde dini, resmi, sosyal ve ticari binalar iç içe kendine özgü bir plan
çerçevesi içinde yerleşmiştir. İlk çağlardan bu yana iskan yeri olan
tepenin üstünde Bergama Kral Sarayları yer alır. Beş adet sarnıç ile cephanelik
de bu tepe üzerine yerleşmiştir. Binaların alt bölgesinde Athena Tapınağı
vardır. Ayrıca Kütüphane ve Trajan tapınağı da bulunmaktadır. Bunlarında
altındaki terasta Zeus sunağı özenle yerleştirilmiştir. Dünyadaki en dik
tiyatrolardan birisi de burada yer almaktadır.. En alt kesimde ise Gymnasion ve
Demeter Tapınağı bulunur.
Athena
Tapınağı: Tiyatronun üstündeki terasta inşa edilmiş olan Athena Tapınağı
6x10 m. sütunlu Dor düzeninde bir yapıdır. Tapınağın temellerinden yalnız bazı
parçalar kalmış olmakla birlikte batı kanat kısmen 1.20 m. yüksekliğe değin
korunmuştur. Tapınağın sütun ve arşitrav parçaları halen Berlin
Müzesindedir. Kentin en önemli tapınağının Tanrıça Athena' ya ait olması,
İzmir, Milet, Eriythrai, Foça ve Assos'ta da görüldüğü gibi Batı Anadolu'nun
yerleşmiş bir geleneğidir.
Kütüphane: Athena kutsal
alanının kuzeyinde bitişik yapı ünlü Bergama kütüphanesinin kalıntılarıdır.
Eskiden galerinin üst katından girilen kütüphane, II. Eumenes devrine ait olup
13.53X 15.35 m boyutlarında büyük bir okuma odasına sahiptir. Tahta raflarla
donatılmış kütüphanede 3.50 m. yüksekliğinde Athena heykeli vardı. Bu heykel şu
anda Berlin Müzesindedir. II. Eumenes döneminde zenginleşen kütüphanenin en
büyük rakibi İskenderiye Kütüphanesiydi.
Saraylar: Athena
tapınağını çeviren stoalar ve kütüphanenin hemen doğusunda Bergama krallarının
saraylarına ait kalıntılar yer almaktadır. Bunlar ortasında avluları bulunan
peristyl tipinde iki büyük evdir. Kuzeydeki küçük evin Attolos daha büyük
olanın da Eumenes döneminde yapılmış oldukları kabul edilmektedir. Saraylarda
bulunan mozaik parçaları şimdi Berlin Müzesinde saklanmaktadır.
Arsenaller: Askeri
malzeme deposu olarak bilinen Arsenaller akropolün kuzey ucunda Sarayların ve
Trajaneun'un ötesinde 10 m. kadar aşağı düzeyde bulunmaktaydı. Bunlar birbirine
paralel 5 uzun yapıdır.
Trajaneum:
Tanrılaştırılan Roma İmparatoru Trajan için yapılmış olan akropolün en yüksek
terasıdır. Daha önce burada bir Helenistik dönem yapısının bulunduğu
şüphesizdir. Üç tarafı stoalarla çevrili olan tapınak 68x58 m. büyüklüğünde bir
teras üzerinde yükselmektedir. Tapınağın içinde Trajan ve Hadrian'ın kolosal
mermer heykellerinin başları bulunmuştur. Söz konusu eserler Berlin
Müzesindedir.
Tiyatro:Bergama
Tiyatrosu dik bir yamaç üzerine kurulmuş olup, Helenistik dönemin en güzel
mimari eserlerindendir. Batı Anadolu'nun en dik tiyatrosu olan yapı 10.000
kişiliktir. Sahne kısmı Helenistik dönemde ahşap idi. Yalnızca oyun günleri
kuruluyor sonra yeniden kaldırılıyordu.
Dionysos
Tapınağı: Bergamalılar bu göz alıcı tapınağı özel bir düşünce ile 250 m.lik
tiyatro terasının kuzeyinde bütün gezi yerine egemen olacak şekilde inşa
etmişlerdi. Sunağı ile birlikte çok iyi korunmuş olan tapınak zengin profilli,
bir podyum üzerinde yükselen İon düzeninde bir prostylosdur. Uzun bir yolun
bitiş noktasında yer alışı ve bütün gözleri üzerinde toplayan bir anıt oluşu
ile bu eser, Roma sanat anlayışı ile birlikte Avrupa Barok mimarisini de
etkilemiştir. Helenistik dönem ve Roma çağına ait orijinal parçalar
Berlin Müzesinde saklanmaktadır.
Zeus Sunağı: Athena
Tapınağı alt terasında 25 m. kadar aşağısında bulunuyordu. Bu yer yaklaşık
69x77 m. büyüklüğündeydi ve büyük sunak tam ortasında yükseliyordu. Büyük bir
olasılıkla sunağın dört bir yanı açıktı ve anıt her yerden rahatlıkla
görülüyordu. Akropolde yalnız temelleri görülebilen sunağın tüm mimari
parçaları ve kabartmaları bugün Berlin Müzesinde eskisine yakın bir şekilde
tamamlanarak sergilenmektedir.
Agora: Zeus
Sunağının güneyinde yukarı Agora yer alır. Helenistik döneme aittir.
Tüccarların tanrısı Hermes'e ait Agora Dor üslubunda yapılmıştır. Meydanın batı
kenarında Demeter tapınağının temelleri görülmektedir.
Gymnasionlar: Bergama
kentinin üst üste üç ayrı terasta yer alan görkemli Gymnasionu vardı. Ele geçen
yazıtlardan alttaki terasların çocuklara, ortadaki terasın delikanlılara
üstteki terasın büyüklere ait olduğu anlaşılmıştır.
Asklepion: Sağlık ve
hekimlik tanrısı olarak bilinen Asklepios, Apollonun oğullarından biridir.
Asklepios'un yeri anlamına gelen Aesklepion ilk çağlarda Bergama'da önemli
sağlık merkezidir. Sütunlu bir caddeden sonra Asklepiona gelinir. Buradaki
tedavi şekilleri arasında şifalı su, çamur kürü, spor, tiyatro, psikoterapi yer
almaktadır. Girişte solda bulunan yapı Asklepios tapınağıdır. Sağlık tanrısı
adına M.S. 150 yıllarında bağışlarla yapılan tapınak bir kubbe ile örtülü ve
duvarları 3 m. kalınlığındadır. Burada su sesi ve telkinlerden faydalanarak
hastaların iyileşmesi sağlanırdı.
Serapis
Tapınağı: Eski Bergama'nın en büyük yapısı, halkın kızıl avlu olarak
adlandırdığı kırmızı tuğla ile inşa edilmiş olan ve Mısır tanrılarına adanmış
olan tapınaktır Bu tapınak bugün Bergama kentinin içinde kalmıştır.
Camiler
Ulu Cami: Bergama
Çayının sol sahilinde ve Tekke Boğazına giden yolun başındadır.
Şadırvan Cami: Selçuk
minaresinin yanında ve kendi adıyla anılan bölgededir. Kapı üzerindeki mermer
yazıtta H. 957 (M. 1550) yılında, Osman oğlu Hacı Hasan tarafından yaptırıldığı
anlaşılmaktadır. Avluda bulunan şadırvanın Bergama voyvodası Abdullah Ağa
tarafından, 1240 (1824) tarihinde yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Selçuk
Minaresi: Şadırvan Camii yanındadır. ''Arap Camisi'' diye anılan yapıt
yıkılmış ve günümüze yalnız minaresi kalmıştır. Buraya "Güdük
Minare", "Çinili Minare" adları da verilmiştir. Yapı biçimi ve
süsleme Selçuklu yapıtı olduğunu kanıtlamaktadır.
Bergama'da yer
alan diğer camiler arasında, Kurşunlu Cami, pazar yerinde bulunan Hacı Hekim
Cami, Asklepion yolu üzerinde Laleli Cami, Yeni Camii ve Emir Sultan Minaresi
sayılabilir.
Hanlar
Çukur Han: Saraçlar
arastası ile Ekin loncasının Şeftali Sokağı arasındadır. İnşa tarzına göre,
Hanın XIV-XV. yüzyıllarında yapıldığı tahmin edilmektedir.
Taş Han: Rüştiye
Mektebi caddesinde ve Küplühamam yanındadır. Kapısı üstünde bulunan kitabesine
göre, bu kervansaray. Sultan Mehmet'in oğlu Sultan Murat zamanında, Hatip
Mahmut'un oğlu Hibeytullah tarafından 835 (1432) tarihinde yaptırılmıştır.
Kitabenin bulunduğu açıklık, yontulu taşla işlenmiş ve bunun altına klasik (9
taşlı) basık Türk kemeri ve mermer söveler yerleştirilmiştir.
Yaylalar
Bergama'ya 20
Km. uzaklıkta olan Kozak Yaylasına Bergama-Ayvalık bağlantılı yol güzergahından
gidilebilir.
Kaplıcalar
Mahmudiye
Ilıcası: Suları 26ºC sıcaklıkta bulunan ılıcada radyoaktivite oranı
yüksektir. Sodyum açısından zengin olan ılıcada kalsiyum yoktur.
Paşa Ilıcası: Bergama'nın
15 km. kuzeyindeki Paşa Köyündedir. Ilıcanın sıcaklık ve madensel tuzları
yönünden fakir olan suları banyo olarak kullanılır.
Geyiklidağ
Ilıcası:Bergama ile Kozak Bucak merkezinin arasında yer alan ılıca
etrafında konaklama tesisi bulunmamaktadır.
Güzellik
Ilıcası: Bergama'ya 4 km. uzaklıkta bulunan Güzellik Ilıcası, kubbeli ve
iki mermer havuzlu bir kaplıcaya sahiptir. Bergama Kralı Eumenes döneminde
kurulduğu belirtilen kaplıca ''Eskülap Banyoları'' adı ile yüzyıllarca ününü
sürdürmüştür. Bugün ağaçlık bir alanda bulunan kaplıca bitişiğinde Bergama
Belediyesine ait bir otel ve bungalovlar bulunmaktadır. Kaplıca su sıcaklığı
35ºC dolayındadır. Sodyum bikarbonat ve sülfat bulunan kaplıca suyunun
romatizma, nefralji kalp hastalıkları için iyi gelmektedir. Tarihte
Kleopatra'nın da Bergama'yı ziyaretinde bu kaplıcada yıkanarak güzelleştiği
rivayet edilir. Kaplıca suyunda 1,5 eman değerinde oldukça yüksek radyoaktivite
bulunmaktadır.
Dereköy
Ilıcası:Bergama'nın batısında Altınova (Ayazment) bucağının 15 km
doğusunda bulunan ılıcada bir hamam bulunmakta ve suları ağrılı hastalara iyi
gelmektedir.
Haydar
Ilıcası:Bergama'nın kuzeyinde Kozak bucağına bağlı Ilıca Köyündedir. Roma
döneminden kalma bir hamam kalıntısından başka yapı bulunmamaktadır. Ilıcanın
sıcak ve kükürtlü sularının hareket sisteminin ağrılı hastalıklarında ve deri
hastalıklarında yararlıdır.
Bergama Evleri
Kalın dış
duvarları, iç sofalı planları, yığma yapı gereklerine bağlı pencere boyutları
ve doluluk boşluk oranları ile Bergama evleri ısı kontrolü açısından belli bir
üstünlüğe sahiptir. Geleneksel Türk evi üst katlardaki çıkmalarla dışa açılma
olanağından yoksun, alt ve üst katları hemen hemen aynı büyüklüktedir.
Az sayıdaki evde Sakız üslubuna özgü ahşap bir cumba veya balkon şeklinde
çıkmalarla bu özellik biraz değişebilir.
Müzeler
Bergama
Arkeoloji Müzesi: 1924 yılında Osman Bayatlı tarafından bugünkü Halk Eğitim Merkezi
binasında kurulan Arkeoloji ve Etnografya Müzesi daha sonra 1933 yılında
inşasına başlayan bugünkü modern binaya, Alman Arkeoloji Enstitüsünün de
katkılarıyla 1936 yılında kavuşmuştur. Müzede toplam 10516 eser bulunmaktadır.
Bunlardan 5.350 adeti arkeolojik, 1936 adeti etnografik ve 3.201 adeti ise
sikkelerdir. Arkeolojik eserler Tunç çağı, Arkaik, Klasik, Helenistik, Roma ve
Bizans çağlarına aittir. Etnografik eserler Osmanlı devrine ve Bergama yöresine
ait malzemelerden oluşmaktadır.
Müzenin dış
bahçesinde mezar stelleri ve lahitler sergilenmektedir. İç bahçede ise
kronolojik sıraya göre mimari parçalar, alçak kabartmalar, kolosal heykeller ve
taş yazıtlar sergilenmektedir.