Son yılların en popüler tatil alternatiflerinden biri olarak farklı tatil planı yapan gezginlere adrestir. El değmemiş koylar, yeşilin her tonu, tarihte yer etmiş yapılar, şelaleler, manzarasına doyamayacağınız göller ve çok daha fazlasını sizlere sunmaya hazır. Daha önce neden gelmemişiz diye burayı gezerken söylenecek ve her fırsatta yeniden gelmek isteyeceksiniz.

Şimdi adım adım sizlere batıdan doğuya doğru Karadeniz turu attıralım. Boydan Boya Karadeniz Turu yapmak isteyenler için yol güzergahı ve gezilecek yerler:




Boydan Boya Karadeniz Turu: Gezilecek Yerler ve Gezi Güzergahı

Abant Gölü: Tatilde huzur arayanlar için Abant Gölü, ilk seçeneklerden biri olabilir. göl kıyısında yer alan otellerde konaklayabilir, sonuna kadar bu dinginliği yaşayabilirsiniz. Abant Gölü, fotoğraf meraklıları için de eşi bulunmaz bir yerdir. Sizlere ışık oyunlarıyla gün doğumundan batımına dek farklı kareler sunuyor olacak. 34 km Bolu şehir merkezine uzaklıkta bulunan göl çam ve köknar ağaçları ile kaplı ve tam bir oksijen kaynağıdır. Tesislerde göl kıyısındaki gölden çıkan ve Abant Alabalığı olarak bilinen balığı tatmanız da mümkündür. Düzenli tesisleri, kolay ulaşımı ve temiz havası ile birçok gezginin tercihi olan Abant Gölü’nün güzelliklerini görmek adına daha fazla gecikmeyin.

Gölcük Gölü: 13 km Bolu şehir merkezine uzaklıkta bulunan Gölcük Gölü şehir hayatının hır güründen size uzak, sakin, temiz ve huzurlu havaya doyabileceğiniz bir ortama sunuyor. Aynı zamanda Aladağlar eteklerinde, Sarıçam ve Göknar ağaçları ile çevrili bu şirin göl tam bir oksijen deposudur. Balıkçılığı da yılın belli dönemlerinde yapabileceğiniz gölün etrafına araçla girilmiyor.

bolu-golcuk

Yemek yiyip alışveriş yapabileceğiniz tesisleri bulunmasına rağmen konaklama için herhangi bir yer bulunmuyor. Ancak Bolu ve Karacasu’daki göle çok yakın konaklama tesislerinde kalabilir göle sabahın erken saatlerinde ulaşımınızı sağlayabilirsiniz. Gölcük Gölü’nün fotoğraf çekmeyi sevenler için de her köşesi farklı sürprizlerle doludur.

safranbolu-ufak

Safranbolu: Eski şehir ve yeni şehir olmak üzere Safranbolu yoluna girdiğinizde iki tabela ile karşılaşacaksınız. Yönünüzü unutulmaz bir Safranbolu deneyimi için Eski Şehir’e verdikten sonra kendinizi başka bir diyarda hissetmek için hazırlananın. Safranbolu, tarihi mekanları seven gezginler için kaçınılmaz bir fırsattır ve etrafınızı Safranbolu’da eski evler ve konaklar saracaktır.

Hangisine bakacağınızı hangisiyle fotoğraf çekileceğinizi şaşıracaksınız. Merkezinde yer alan Yemeniciler Çarşısı, Bakırcılar Çarşısı ve Arasta en meşhur alışveriş merkezleridir. Tepenizden salkım salkım Aras’ta üzümler sallanırken hemen yanınızda odun ateşinde pişirilen Türk Kahvesi’ni tatmadan dönmeyin. Zaman zaman çarşılar içerisinde gezerken kaybolmanız mümkün. Zira dükkanları o dar sokaklarda incelerken hangi yöne gittiğinizin farkına varamayabilirsiniz. Kullanıldığı dönemlere uygun olarak korunmuş konaklarda kalabilir, birebir o günlerin yaşam tarzını yaşayabilirsiniz. 1645 yılında yapılan Cinci Hamam geçirdiği restorasyon neticesinde restoran, otel ve cafe olarak hizmete devam etmektedir. Mutlaka burada bir mola vermeli ve tarihi dokuyu hissetmelisiniz. Safranbolu tarihi UNESCO Dünya Miras Listesi’nde bulunduğundan sonuna dek yaşamak isteyenler için ilk seçenek olmalıdır.

amasra gezilecek yerlerAmasra: Amasra’yı Karadeniz’in incisi olarak nitelendirebilirsiniz. Ayrıca burası görmeden ölmemeniz gereken güzellikler arasındadır. 17 km Bartın’a uzaklıkta ve trafiğin yoğun olduğu zamanlar haricinde ulaşımı oldukça kolaydır. Amasra yoluna ana yoldan saptığınızda muhteşem manzarasını yukarıdan doya doya izlemeniz gerektiğini unutmayın. Kendinizi şehrin içine doğru yaklaştıkça adeta bir Akdeniz kentinde hissedebilirsiniz ancak bu yanılsamaya kulak asmayın, Karadeniz’desiniz. Çokça denize girmek için alternatifiniz bulunsa da en çok tercih edilenler şehrin doğusunda bulunan Büyük Liman ve batısında bulunan Küçük Liman. Doğusu batısı dediğimize bakmayın. Yürüyerek iki koy arasında 15 dk bile mesafe bulunmamaktadır. Biri dalgalı iken diğeri sakin, biri kalabalık ise diğeri de tenha ve plaj kumluktur. Deniz üzerindeki güneşin batışını görmek için sahil boyunca sıralanmış banklarda ya da çay bahçelerinde yerinizi mutlaka almalısınız. Her çeşit deniz ürününe ünlü balık restoranlarında rastlayabileceğiniz gibi mutlaka itinayla hazırlanmış Amasra Salatası’nı ve Ballı Yoğurt’unu denemelisiniz. Birçok otel konaklamak için bulunmakta ancak daha çok pansiyonculuk yaygın ve buraları da aileler işletiyor. Uzun zaman önce özellikle de tatil dönemleri için rezervasyon yaptırmayı unutmayın. Diğer türlü kapı kapı dolaşıp boş oda aramak durumunda kalabilirsiniz. Gün içinde birçok kez tam merkezdeki Çekiciler Çarşısı’na yolunuz düşecek ve her seferinde belki de eliniz kolunuz poşetlerle dolu çıkacaksınız.

Ilgaz Dağı Milli Parkı: Kayak sporu için özellikle de kışları Ilgaz Dağı tercih edilse de yazları da son zamanlarda kaçış mekanı haline geldi. Ortaya karların erimesi ile çıkan muhteşem doğasıyla yaz aylarının sıcağından kaçarak bu bölgedeki konaklama tesislerinde kalabilirsiniz. Kayak yapmaktan haz almayanların bile gidip kar manzarasını izlediği, yağan karın altında sucuk ekmek yediği, otellerin şömineleri önünde sıcak sohbetlerin edildiği Ilgaz’da kalabileceğiniz birçok etkinlik vardır. yüzyıllık ağaçlar altında yazları ise konumlanmış tesislerde buz gibi akan suların kenarında oturup keyifli zaman geçirebilirsiniz. Doğayı sevenler için Ilgaz bulunmaz bir nimet olarak gösterilebilir.

Hamsilos Koyu: Türkiye’nin Hamsilos Koy en kuzey ucu İnce Burun’a da yaklaşık 10 km uzaklıktadır. Akliman’dan Hamsilos’a ulaşabileceğiniz tek yol geçmektedir. Sıklıkla şehir halkının mesire alanı olarak kullandığı Hamsilos koyu, balıkçıların fırtınalı havalarda sığındığı bir mekandır. Yemyeşil bir ormanla masmavi denizinin harmanlandığı bu koy belli bir noktadan sonra araç trafiğine kapalıdır. Yürüyerek koyu keşfederken oldukça geniş bir canlı yelpazesini de barındırdığına yakından şahit olabilirsiniz. Yine Hamsilos Koyu ile birlikte aynı çevrede yer alan Akliman ve Sarıkum koyları da diğer gezebileceğiniz doğal güzelliklerdir fakat bunları görmek için acele etmenizde fayda var. Bu bölgelere nükleer santral yapımına başlanırsa bir daha maalesef girme imkanımız olmayacak.




Sinop: Akdeniz kasabalarını Sinop şehir merkezi andıran yapısı ile kendinizi farklı hissettirecek. Mutlaka bahçede bulunan yüzyıllık ağaçlar altında konumlanmış çay bahçelerinde oturmalı, bir yandan ağaçların seslerini dinlerken diğer yandan karşınızda süzülüp duran denizi seyredebilirsiniz. Sinop Kalesi’ne doğru sonrasında yürüyüp isterseniz kaleye çıkabilir isterseniz de yola devam ederek balık lokantalarına ulaşabilirsiniz. Bu kimi deniz üstünde kimi karada hizmet veren bu lokantalarda balık yemeden dönmemelisiniz. Hemen lokantaların yakınında konumlanmış dükkanlarda yerel sanatkarların yaptığı, Sinop’un adeta simgesi haline gelmiş minyatür gemilerden alabilirsiniz. Şu an müze haline çevrilmiş olan Sinop Cezaevi, şehir merkezinde gezebileceğiniz bir diğer noktadır.

Erfelek Şelaleleri: Erfelek Şelaleleri’nin diğer adı da Tatlıca Şelaleleri’dir ve 28 km Sinop şehir merkezinden uzaklıkta bulunur. Yol zaman zaman oldukça bozuluyor fakat hiç pes etmeyin. Bu zorlu yola vardığınızda değdiğini göreceksiniz. İçerilere doğru, arabanızı park ettikten sonra yürümeye başladığınızda kendisine suyun sesi sizi çağıracak. Yemyeşil ormanın içerisinden geçerek birden şelaleyi gördüğünüzde ‘Hadi Canım!’ diye tepki vermeniz normal olacaktır. bu göreceğiniz ilk şelale irili ufaklı 28 adet şelalenin en büyüğüdür. Zorlu bir parkur diğer 27 şelaleyi görmek için sizi bekliyor olacak. Sizi ilerlediğiniz yol boyunca farklı manzaralar karşılayacak. Bazen buz gibi suların içinden bazen de kayaların kenarlarından ilerleyeceksiniz. Bu geziden maceracı ruhların oldukça keyif alacağını belirtmeliyiz. İsterseniz parkura başladığınız yerde bulunan tesiste kamp kurabilirsiniz. Tesiste ihtiyacınız olabilecek her türlü şey mevcuttur.

Alacahöyük: 15 km Çorum’un ilçesi Alaca’ya uzaklıkta bulunan Alacahöyük, 4 farklı kültür evresine ev sahipliği etmiş bir alandır. Tarihi de oldukça duygusaldır. Atatürk cebinde bulunan 500 lira ile kazı çalışmalarını başlatmış ve dünya çapında ortaya çıkan eserler yankı uyandırmıştır. Alacahöyük girişinde yer alan Sfenksli kapıda fotoğraf çekilmek adeta bir musttur. Sfenksli kapıdan geçerek ilerledikten sonra. eşitli mezarları görebilirsiniz. Ölülerin o zamanlarda nasıl ve yanında nelerle gömüldüğünü görmek ya tüylerinizi ürpertecek ya da ilginizi çekecektir. Hemen girişteki müzede buradaki kazılarda ortaya çıkan eserleri de görebilirsiniz.

Hattuşaş: 82 km Hattuşaş, Çorum şehir merkezine uzaklıktaki Boğazkale ilçesi sınırlarında bulunuyor. Bir dönem Hititlerin başkentliğini de yapmış olan Hattuşaş’ın tarihi milattan önce 17. yüzyıla dayanmaktadır. UNESCO Dünya Mirasları Listesine 1986 yılında giren Hattuşaş’ta yapılan kazı çalışmaları sonunda 5 farklı milletin bu bölgede yaşadığı anlaşılmıştır. Bu 5 farklı millete Hattuşaş içerisinde ait kalıntılar içerisinde gezmek içinizde farklı duygular uyandırabilir. Eğer bu tip alanları gezmekten keyif alıyorsanız Hattuşaş’ta oldukça uzun zaman geçireceğinizi söyleyebiliriz. Mutlaka yaz aylarında gidiyorsanız eğer yanınızda suyunuz ve güneşten sizi koruyacak kremleriniz bulunsun. Sizi yerden ve taşlardan yansıyan ısı çok fazla bunaltabilir. Yazılıkaya Tapınağı ise Hattuşaş’ta en etkilenebileceğiniz bölüm olacaktır.

Kabaceviz Şelaleleri: 32 km Samsun şehir merkezine uzaklığı bulunan Kabaceviz Şelaleleri daha çok fazla tanıtımı yapılamamış ve gizli kalmış bir cennettir. Özellikle sonbaharda 3 farklı balkondan dökülen suları etrafındaki bitkilerle muhteşem bir görsellik oluşturuyor. Balkonlardan birinin yüksekliği 60 m ve bu yükseklikten dökülen sular sizlere fotoğraflamak için güzel görüntüler sunuyor. Trekking ve dağcılık da bölgede yapılabiliyor. Asfalt yolla ulaşımın çok büyük bir kısmı sağlansa da sizi kalan kısım oldukça zorlayabilir. Sıklıkla şelaleleri bilen kesimin gittiği bölgede piknik de yapılabilir. Birkaç farklı seçeneği sizlere sunabilecek olan Kabaceviz Şelaleleri hala el değmemiş haldeyken gidilip görülmesi gereken yerler arasındadır.

Samsun: İlk olarak Samsun şehir merkezinde bahsedebileceğimiz yer denizin doldurulması sonucunda ortaya çıkan Batıpark ve Doğupark içerisinde oluşturulan kanallarda gondola binilebilir, denize bağlantısı bulunan suni göl çevresindeki balık lokantalarında yemeklerinizi yiyebilir, Amazon Heykeli ve Amazon Köyü’nü gezebilirsiniz. Buradan yine hareket eden teleferikle Amisos tepesine çıkarak çok güzel bir manzara eşliğinde çaylarınızı yudumlayabilirsiniz. M.Ö. 3. yüzyıla tepede bulunan Tümülüsler içerisinde tarihlenen mezar odaları yer almaktadır. Su kayağının doğuparkta yapılabiliyor olması için özel bir alan bulunuyor. Bandırma Vapuru Müzesi’ni de yine burada bulunduğundan gezebilirsiniz. Samsun, kurtuluş mücadelesinin kentidir ve her noktasında buna dair izler görülür. Mutlaka görülmesi gereken noktalardan biri de Dünyaca ünlü olan Atatürk Heykeli’dir. Kızılırmak Deltası’ndaki nadide kuşlara rastlayabileceğiniz Kuş Cenneti ve birdenbire sizleri bir ormanda hissettirecek olan Çakırlar korusu, Samsun’daki diğer seçenekleriniz arasındadır. Samsun  pidesini de Samsun’a gelip yemeden dönmemelisiniz.

Amasya: Amasya şehzadeler şehri olarak bilinir ve adım attığınızda gittiğiniz birçok şehirden farklı bir havayla karşılaşacaksınız. Şehir içinden geçen Yeşilırmak Nehri’nin çevresinde kurulmuştur ve eski konakları, kral mezarları ve burada görev yapmış şehzadelerin şehre bıraktıkları ile tam bir kültür şehridir. Yeşilırmak kenarında, şehre geldiğinizde kral mezarlarına karşı mutlaka bir çay içmelisiniz. Restore edilen eski konaklardan birini tercih edebilirsiniz. Biraz Kral mezarlarına tırmanmak zorlu bir iş olsa da buna değdiğini çıktığınızda anlayacaksınız. Merkezde bulunan müzede bu mezarlardan çıkan mumyaları görebilirsiniz. Çıkanların yerinde görülebilmesi için mezarların birkaçında da mumyalar sergileniyor. Beyazıt Külliyesi, Gök Medrese Camii, Kızlar Sarayı ve Hamamı da gidip görülmesi gereken noktalar arasında bulunmaktadır.

Borabay Gölü: Doğal yollarla heyelan sonucu meydana gelmiş olan Boraboy Gölü Amasya’nın Taşova ilçesine 15 km uzaklıkta bulunmaktadır. Göl kıyısında konumlanmış olan bungalov evlerde kalabilir, kamp yapabilir ya da yalnızca günübirlik giderek bu doğa harikasının tadını çıkarabilirsiniz. Birçok misafirin göl çevresinde oluşturulmuş doğa yürüyüşü parkuru da buraya gelmesinde en büyük etkendir. Göl içinde yetişen aynalı sazan ve yayın balığı avına da izin verildiği için balığınızı avlayıp hemen sonrasında da pişirip yeme zevkine varabilirsiniz.

Ünye: Yavaş yavaş Doğu Karadeniz’e geçerken çevre yolundan gitmek yerine Ünye’nin içine girin ve bu güzel sahil kasabasının tadını çıkarın. Sahil kenarında yer alan İskelesi, çay bahçeleri ve lokantalarında zaman geçirin. Ünye mutlaka pide yemeniz gereken yerlerden biridir. oraya adeta yakışır. Kasabanın o güzel manzarasını seyretmek, seyrederken içecekleri yudumlamak için de Çakırtepe vazgeçilmez uğrak noktasıdır. Çakırtepe’den sıcak yaz akşamlarında hafif esen rüzgarlarla serinleyip keyifli vakitler geçirebilirsiniz.

Fatsa: Bir diğer Ordu’nun sahil ilçelerinden Fatsa’yı Ünye’nin bir boy büyüğü olarak tanımlayabilirsiniz ancak en azından bir kere burayı da görmelisiniz. Denize hemen merkezlerde bulunan plajlarda girebilir, yöresel yemeklerin lokantalarında tadına bakabilirsiniz. Denizle iç içe yemyeşil parkları olduğundan yeşille mavinin birleşiminin tadına doya doya varabilirsiniz.

Bolaman: Bolaman, Ünye’den Fatsa’ya geçerken bilmeyenlerin gözünden kaçak bir minik kasabadır. Bolaman, Tarihi Haznedaroğlu Konağı’nı da içerisinde barındırır ve konağın hemen yanından ulaşabileceğiniz minik plaj ise tavsiye edilebilecek yerdir. Karadeniz’e özgü tatlarında tadına bakabileceğiniz samimi bir ortamda lokantalarda mola vermeden yolunuza devam etmeyin.

Boztepe-Ordu: Boztepe, Ordu’ya gittiğinizde ilk uğramanız gereken nokta olacaktır. Teleferiği Boztepe’ye gitmek için tercih edebilirsiniz. Aradan daha eğlenceli olacaktır. Şehir merkezinde yer alan parktan binerek 600 metrelik güzel bir yolculuğa başlarsınız. Önce altınızdan şehir daha sonra da fındık bahçeleri geçer. Yemyeşil ağaçları seyre dalarken bazen havanın durumuna göre sisler içerisinde geçerek de tepeye ulaşabilirsiniz. Eğer yukarıya vardığınızda hava açıksa sizi güzel bir Ordu manzarası beklemektedir. Mutlaka yukarıdaki lokantalarda çay eşliğinde bir ‘Ordu tostu’ yersiniz.

Giresun: Şehir merkezinden Giresun, Karadeniz’in iki adasından biri olan Giresun adasına limandan kalkan teknelerle gidebilirsiniz. Sur kalıntıları, kuleler ve manastırlar ada üzerinde bulunmaktadır. Hamza Taşı ise adanın en görülesi yapısıdır. Kutsal taş Kybele’yi temsil etmektedir ve 4 bin yıllık geçmişe sahiptir, bu taşa yöre halkı tarafından önemli anlamlar yüklenmiştir. Geziniz eğer yaz aylarına denk geliyorsa sayıca fazla olan plajlarından birine karar vererek denizin tadını çıkarabilirsiniz.

Kümbet Yaylası: Yayla turizminde Karadeniz, oldukça önemli bir yeri olan Kümbet Yaylası, 60 km Giresun şehir merkezine uzaklıktadır. Günübirlik olarak gidebileceğiniz yaylada güzel bir mangal keyfi yapabilirsiniz. Sadece kuzu etinin bölgede kasaplarda satıldığını bilmenizde fayda olacaktır. gür ormanlar ve çiçeklerle bezeli bu yaylada fazla oksijen tatlı bir uyku yapacaktır. Yöre halkı tarafından yaylada yapılan örme sepetlerden de satın alabilirsiniz.

Tirebolu: Tirebolu, Karadeniz’in incisi diye tabir edilebilecek ilçelerden biridir. çok küçük olmasına rağmen içine girilerek görülmesi gereken yerlerden biridir. denizden daha yeni çıkmış balıkların ve çoban salatanın tadını limana bakan salaş lokantalarından başka bir yerde bulamayacaksınız. Tamamen doğa ile iç içe olan ilçeye hayran olacaksınız. Tirebolu Kalesi’ni de gitmişken gezebilirsiniz.

Sümela Manastırı: Belki de dünya üzerinde eşi benzerine rastlayamayacağınız Sümela Manastırı mutlaka Karadeniz gezilerinin uğrak noktası olmalıdır. Manastır, Zigana dağlarına kurulmuştur ve dibinden de Meryem Ana deresi akmaktadır. İsterseniz manastıra ulaşım için bir yere kadar araçla gidip daha sonra yürüyebilirsiniz ya da derenin aktığı kısımdan tırmanarak çıkabilirsiniz. Gerek yapıldığı yer gerekse yapımına dair manastır ise efsaneler dolayısı ile çok önemlidir. İki rahip efsaneye göre rüyalarında Hz. İsa ve Hz. Meryem’i görürler ve tam olarak gördükleri yer de manastırın inşa edildiği noktadır. Yola birbirinden habersiz çıkan iki rahip burada karşılaşınca birbirlerine rüyalarını anlatırlar ve manastırın temellerini böylece atmış olurlar. Manastırın içinde bulunan Meryem tasviri nedeni ile Hıristiyanlar için çok büyük öneme sahip manastırdan eşi benzeri görülmeyecek bir doğa manzarasını seyredebilirsiniz. İhtiyaçlarınızı dere kenarında yer alan tesislerde giderebilir ya da ortamın tadını çıkarabilirsiniz.

Atatürk Köşkü: En güzel Trabzon manzarasına sahip Soğuksu sırtlarında çam ormanları içerisinde bulunan bina, mimari yapısı ve bahçesi ile eşsiz bir eserdir. Her noktası ince bir zevkin eseri olan köşkte Atatürk yalnızca birkaç gece kalabilmiş fakat köşkü sevdiğinden dolayı bu köşkü Trabzon halkı ona armağan etmiş. Bizzat Atatürk’ün köşk içerisinde kullandığı eşyalar, savaş taktiklerinin konuşulduğu haritalar sergilenmektedir. Yapımı 1903 yılında tamamlanan köşkün, yapımı o dönemde zor olan, bütün köşkü ısıtan sıcak su ve kalorifer sistemini, yine dönem için oldukça yeni olan banyo ve lavabo tesisatını incelemelisiniz.

Ayasofya Müzesi: Ayasofya Müzesi, Trabzon’un en güzel yapılarından biridir. Tarihi de 1200’lü yıllara dayanmaktadır. Kilise olarak önceleri kullanılan yapı Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon’u işgalinden sonra cami olarak kullanılmaya başlanmış. Birçok ünlü seyyahın da yüzyıllar boyunca ilgisini çeken bina müze olarak günümüzde hizmet vermektedir. Bina oldukça iyi korunmuştur. Güney cephesi de en görkemli cephesidir. Adem’le Havva’nın yaratılışı bu cephede kabartmalar halinde anlatılmıştır. Trabzon’a konumlandığı yer itibari ile farklı bir açıdan bakabilirsiniz.

Uzungöl: Uzungöl, neredeyse Karadeniz gezilerinin vazgeçilmez adresidir. Dağların yamaçlarından düşen kayaların Haldizen deresinin önünü kapatması ile oluşmuş bir göldür. 99 km Trabzon şehir merkezine uzaklıkta olan Uzungöl’de sayısız günler kalabilir ve hiç de sıkılmazsınız. Alabalık tesisleri, pansiyonları ve yeni yeni açılmaya başlayan resort tipi otelleri ile tam bir turizm cennetine dönüşmüştür. Akan suda alabalık tesislerinde yetişen alabalıkların nasıl bıkmadan zıpladıklarını seyretmeye bile uzun bir zaman ayırabilirsiniz. Zaman Uzungöl’de yavaş akar. Uzun süre her şeye ayırabilir, tam anlamı ile her şeyin hakkını verebilirsiniz. Kemençe seslerini uzakalrdan duyup baktığınızda horon tepen birilerine rastlamanız, bir müddet sonra da kendi kendinizi oynuyor bulmanız oldukça mümkündür. Hayatın stresinden uzaklaşmak ve dinlenmek amacınız ise ilk tercihiniz Uzungöl olabilir.

Boztepe-Trabzon: Boztepe, Karadeniz’de neredeyse her ilde vardır. Trabzon’da bulunan Boztepe araçla çıkılabilen şehre hakim konumundan dolayı şehir halkı tarafından oldukça sevilir. Şehrin o bunaltıcı sıcağından kaçmak isteyenlerin Boztepe, en yakın kaçış noktasıdır. Karadeniz’in vazgeçilmez içeceği olan çayı manzaraya karşı oturduğunuz masanızda içmeden buradan geçmek olmaz. Kömür ateşi ile yanan semaverinizi söyleyip, hem denizi hem de şehri doya doya izleyebilirsiniz.

Ayder Yaylası: Halalılar tarafından 1300’lü yıllarda kurulmuş, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine 19 km uzaklıkta bulunan bölgesidir. Hangi mevsim Ladin ve kayın ormanları ile kaplı Ayder’den giderseniz gidin ayrılmak istemeyeceksiniz. Birçok Ayder’de konaklamak için seçeneğe sahip olacaksınız. Bungalov tipi evlerde isterseniz isterdeniz de otel odalarında kalabilirsiniz. Turşu kavurması, guymak, mısır ekmeği ve daha birçok çeşidi buradaki lokantalarda mutlaka denemelisiniz. Ayder Kaplıcaları’nın otellerin birçoğunda sularından faydalanma imkanına sahipsiniz. Aniden havaların değişebileceğini asla unutmayın. Birden güneşin altında kavrulurken sağanak yağış altında kalabilir ya da 1 m sisten dolayı uzağınızı göremeyebilirsiniz. Yaylanın havası kışın karlar altındayken bambaşka olur. Birçok farklı yerden gün içerisinde tulum sesleri duyulabilir ve o eşsiz melodiye hayran kalabilirsiniz. Gidilmeden ölünmemesi gereken yerlerden biri de Ayder’dir.

Elevit Yaylası: Turistik bir ortam değil de yaylayı da yayla gibi yaşamak istiyorsanız turistler tarafından henüz çokça keşfedilmemiş, tamamen yolları da asfalt olmayan Elevit Yaylası tam da aradığınız yerdir. Arazide giderken gidilebilecek bir aracınız varsa oldukça rahat edersiniz çünkü kimi zaman yollarda küçük şelalelerin üzerinden kimi zaman da heyelan sonucu yola düşen taş parçalarının üzerinde geçmek zorunda kalabilirsiniz. Adeta yaylaya vardığınızda mevsim değişmiş gibi farklı bir hava hissedeceksiniz. Suy başka, yeşili başka insanı da bambaşka olan Elevit’te kalabileceğiniz konaklama yerleri bulunduğu gibi sizleri orada yaşayan halk da evlerine davet edecektir. Sizlere gezdiğinizi görenler çeşitli ikramlarda bulunup, evlerine buyur edebilirler.

artvin-borcka-karagolKaragöl-Şavşat: Türkiye’nin Karagöl sayılı milli parklarından biridir. konaklama tesisleri göl çevresinde bulunduğu gibi kamp yapma imkanına da sahipsiniz. Fotoğraf meraklılarının genellikle uğrak yeri olan Karagöl’de gökyüzünün su üzerindeki yansıması sizi hayrete düşürecek ve fotoğrafı defalarca çekmekten geri duramayacaksınız. Ladin, göknar ve sarıçam ağaçları ile çevrili Karagöl’de gezerken buralarda yaşayan hayvanlara da denk gelebilirsiniz. Şanslıysanız eğer birkaçının fotoğraflarını bile çekebilirsiniz. Sakin, huzurlu bir tatil arayanlar için bulunmaz bir nimet olan Karagöl’den çok büyük keyif alacaksınız.

Mençuna Şelalesi: Mençuna Şelalesi, Artvin’in Arhavi ilçesinde bulunan bölgenin en ünlü yerlerinden biridir. Nisan ve Mayıs ayları su debisinin en yüksek olduğu zamandır. Bir yere kadar araçlarınızla gittikten sonra orman içerisindeki yürüyüş yolunu kullanarak şelaleye ulaşabilirsiniz. En fazla yürüyüşünüz 25 dk sürecek ancak zamanın nasıl geçtiğini yolun güzelliğinden anlamayacaksınız. Yüzmek için şelalenin döküldüğü havuz uygun ancak suyun oldukça soğuk olduğunu göz önünde bulundurmanız gerekir. Havuza bakan bir yere güneşli günlerde oturduğunuzda karşınıza çıkacak olan gökkuşağını izlemek de unutulmaz bir deneyim olacaktır. pikniğinizi bu bölgede yapabilir şelale çevresinden bulunan tesislerde de yemek yiyebilirsiniz.