Dağı, tepesi yeşili de oldukça bol. Bugüne dek Karadağ, hep ‘Balkan turları’nın kurbanı oldu. Çünkü bu geziler bir koşuşturma içinde olurken bunlardan biri de birlik durağıydı. Oysa ki dünyaca ünlü Sveti Stefan Adası, milli parkları ve tarihi ile bu minik ve güzel ülke daha fazlasını hak ediyor.

Karadağ Gezi Notları: Karadağ’da Gezilecek Yerler

En baştan belirtilmeli ki; Karadağ Avrupa’nın göbeğinde yer alırken, vizeyi Türkiyeli vatandaşlardan istemiyor. Antalya’ya gider gibi 1,5-2 saatlik bir uçuşun ardından gidiyorsunuz. Sizi havalimanına indiğiniz anda Skadar Gölü Milli Parkı karşılıyor. Budva’ya başkent Podgorica’dan gittiğiniz yol boyunca her yer yemyeşil.

Bu milli parkı Karadağ, Arnavutluk’la paylaşıyor.

Karadağ’ın Adriyatik’e açılan Budva, en güzel sahil şehri. James Bond filmlerinden de Budva’yı hatırlıyoruz. Muhteşem deniz manzarasına sahip, Casino Royale filminin çekildiği otel işte tam da burada.




Eski bir balıkçı köyü olan ancak şimdi tüm dünyanın tanıdığı Sveti Stefan Adası karadağ’ın adeta simgesi. Bir otele tümü dönüştürülen adanın fotoğrafları kartpostalları süslüyor. 50 oda ev tipinde bulunuyor. 700 ila 1000 Euro arasında tek gecelik fiyatları değişiyor.

Bir kale görünümündeki eski şehir Budva’nın merkezinde yer alıyor. Ticari amaçlı bitişik nizam evlerin çoğu kullanılıyor. Kafeler, restoranlar, barlar küçük dükkanlarda yer alıyor. Burası özellikle akşamları çok hareketli oluyor. Budva’nın vazgeçilmez mekanı ise kalenin önündeki meydandır. Açıkhava diskosu da unvanıdır. Çünkü burada herkes sabaha kadar eğleniyor.

KOTOR KRUVAZİYER CENNETİ

İngilizce Karadağ’ın adı Montenegro. ‘Monte’ dağ, ‘negro’ da kara manasına geliyor. Bu ismi anlatılanlara göre ülkeye veren kişi Napolyon. Ülkenin dağlarını buraya ilk geldiğinde görüp, kara olduğunu söylüyor. Montenegro’nun da adı olmasını istiyor. Adriyatik kıyısında, ünlü Dalmaçya kıyılarının en güney ucunda Karadağ yer alıyor. Bu kıyıları yalnızca görmek, serin sularında da yüzmek için Karadağ’a gidilir.




600 binin üzerinde ülkenin nüfusu bulunuyor. Kotor, Budva’dan sonra ülkenin en güzel yeri. Kotor, Cruise gemilerinin uğradığı yer, dev gemiler için uygun doğal limana, yüksek dağlara sahipliği, kiliseleri ile kendine hayran bırakıyor.

St. Tripun Katolik Kilisesi eski şehrin içinde yer alıyor ve 9. yüzyıla ait. 2,5 Euro giriş fiyatı. Kilisenin üst katında müze yer alıyor. İçerisinde de özgün eserler yer alıyor. 600-700 yıllık evlerde eski şehirde Karadağlılar yaşıyor. Şehir küçük bir mahalleye benziyor. Camlara asılı çamaşırları, arka taraflarındaki ara sokaklarda bile görebilirsiniz. UNESCO tarafından da koruma altında. Ziyaretçileri, şehrin ilk Ortodoks kilişesinin pederi Mileneko karşılıyor. Kilise hakkında bilgi veriyor.