Türkiyede En Çok Gezilen Müzeler Hangileri? Türkiye’nin en çok ziyaret edilen müzeleri hakkında bir yazı hazırladık. En popüler müzeler hakkında bilgiler:

Türkiyede En Çok Gezilen Müzeler Listesi

İstanbul Ayasofya Müzesi: Günümüze kadar dünya mimarlık tarihinin ayakta kalmış en önemli kalıntıları arasında yer alan Ayasofya, Doğu Roma İmparatorluğu’nun İstanbul’da yapmış olduğu en büyük kilise olup üç kez aynı yerde inşa edilmiştir. Megale Ekklesia (Büyük Kilise) olarak ilk yapıldığında adlandırılmış olup, 5. yüzyıldan itibaren ise Ayasofya (Kutsal Bilgelik) olarak tanımlanmıştır. Hükümdarların, Ayasofya Bizans İmparatorluğu boyunca taç giydiği, başkentin en büyük kilisesi olarak katedral işlevi görmüştür.

İmparator Konstantios (337/361) tarafından birinci kilise, 360 yılında yapılmıştır. İmparator II. Theodosios (408-450) tarafından ikinci kilise de 415 yılında yeniden inşa ettirilmiştir. İmparator Justinianos (527-565) tarafından günümüz Ayasofya’sı ise dönemin iki önemli mimari olan Miletos’lu (Milet) İsidoros ile Tralles’li (Aydın) Anthemios’a yaptırılmıştır. 23 Şubat 532 yılında tarihçi Prokopios’un aktardığına göre başlayan inşa, 5 yıl gibi kısa sürede tamamlanmış ve 27 Aralık 537 yılında kilise ibadete törenle açılmıştır. Kaynaklarda, İmparator Justinianos’un madebin içine girip ‘Tanrım bana böyle bir ibadet yeri yapabilme fırsatı sağladığın için şükürler olsun’ dedikten sonra, Kudüs’teki Hz. Süleyman Mabedi’ni kastederek ‘Ey Süleyman seni geçtim’ diye bağırdığı Ayasofya’nın açılış günü geçer.




İstanbul Topkapı Sarayı: 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet İstanbul’u fethetmesinden sonra 1460 yıllarında yapımına başlanan ve 147 yılında tamamlanan Saray; İstanbul Boğazı, Marmara Denizi ve Haliç arasındaki tarihi İstanbul yarımadasının ucundaki Sarayburnu’nda bulunan Doğu roma akropolü üzerindeki 700,000 metrekarelik bir alan üzerine kurulmuştur. Fatih Sultan Mehmet’ten itibaren otuz birinci padişah Sultan Abdülmecid’e kadar yaklaşık dört yüzyıl süre ile imparatorluğun idare, eğitim ve sanat merkezi olarak kullanılmıştır. Hanedanın Dolmabahçe Sarayı’na taşınması ile 19. yüzyılın ortalarında önemini her zaman korumuştur.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu sonrasında 3 Nisan 1924 yılında müze haline getirilen ve Cumhuriyet’in ilk müzesi olan Topkapı Sarayı Müzesi, yaklaşık olarak günümüzde 400.000 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Kara tarafından Fatih’in yaptırdığı Sur-i Sultani, deniz tarafından da Doğu Roma surları ile şehirden ayrılan Topkapı Sarayı, mimari yapıları, koleksiyonları ve yaklaşık 300.000 arşiv belgesi ile dünyanın en büyük saray müzelerinden biridir.

Konya Mevlana Müzesi: Mevlana Dergahı’nın Yeri bugün müze olarak kullanılmakta olup, Selçuklu Sarayı’nın Gül Bahçesi iken bahçe, Sultan Alaeddin Keykubat tarafından Mevlana’nın babası Sultanü’l-Ulema Bahaeddin Veled’e hediye edilmiştir. 12 Ocak 1231 tarihinde Sultanü’l-Ulema vefat edince türbedeki bugünkü yerine defnedilmiştir. Gül bahçesinde yapılan bir defindir bu defin.

Mevlana’ya, Sultanü’l Ulema’nın ölümünden sonra kendisini sevenler müracaat ederek babasının mezarının üzerine bir türbe yaptırmak istediklerini söylemişlerse de Mevlana ‘Gök kubbeden daha iyi türbe mi olur’ diyerek bu isteği reddetmiştir. Kendisi ancak 17 Aralık 1273 yılında vefat ettikten sonra Mevlana’nın oğlu Sultan Veled Mevlana’nın mezarı üzerine türbe yaptırmak isteyenlerin isteklerini kabul etmiştir. Dört fil ayağı üzerine ‘Kubbe-i Hadra’ (Yeşil Kubbe) denilen türbe üzerine 130.000 Selçuki dirhemine Mimar Tebrizli Bedrettin’e yaptırılmıştır. İnşai faaliyetler bu tarihten sonra hiç bitmemiş 19. yüzyılın sonuna kadar yapılan eklemelerle devam etmiştir.

1926 yılında Mevlevi Dergahı ve Türbe ‘Konya Asar-ı Atika Müzesi’ adı altında hizmete müze olarak başlamıştır. Müzenin teşhir ve tanzimi 1954 yılında da yeniden gözden geçirilmiş ve müzenin adı ‘Mevlana Müzesi’ olarak değiştirilmiştir.




İstanbul Topkapı Sarayı-Harem Dairesi: Padişah, valide sultan, padişah kadınları, çocukları, kız ve erkek kardeşleri ile hizmetli cariyelerin ve Harem’in koruyucusu Kara Ağaların Topkapı Sarayı Harem Dairesi yaşam alanıydı. Bu yapılar topluluğu, hanedanın özel ve yasaklanmış yeridir. 16. yüzyıldan 19. yüzyıl başlarına kadar çeşitli dönemlerinin üslubunda örnekler içeren ve mimarlık tarihi açısından son derece önemli bir komplekstir. Günümüzde her padişah döneminde yapılan eklemelerle genişleyen Harem’de yaklaşık 300 oda, 9 hamam, 2 cami, 1 hastane, 1 çamaşırlık ve çok sayıda da koğuş bulunur.

Antalya Demre Müzesi: Aziz Nikolas İ.S. 3. yüzyılın ikinci yarısında Patara’da doğmuş ve Myra’da piskoposluk yapmıştır. Öldükten sonra saygın dini kişiliği aziz mertebesine ulaşmasını sağlamış, başta eski Rusya Çarlığı olmak üzere Avrupa’nın birçok ülkesinin en popüler azizi olmuştur. Almanya’m Freiburg, İtalya’nın Bari ve Napoli kentleri ile tüm Sicilya adasında özel saygı duyulan Aziz Nikolaos, İngiliz ve Hollanda dillerinde Santa Klaus olarak tanınmış, Amerika’da da bunlar sayesinde sevilerek New York’u koruyan azizlerden biri sayılmıştır. Çocukların Avrupa’nın kuzey ülkelerinde koruyucusu ve sevindiricisi Noel Baba geleneği Aziz Nikolaos inancı ile bütünleşerek yarı dini ve çok popüler efsanevi bir tipin yaratılmasına yol açmıştır. Bizans sanat tarihinin Aziz Nikolaos Kilisesi, önemli bir anıtı mimari üslubu ve süslemesi ile Orta Bizans Dönemi’nin en seçkin örneğidir.

İstanbul Arkeoloji Müzeleri: Osman Hamdi Bey tarafından ana bina, 1891 yılında yapımına başlanmış, 1902 ve 1908 yıllarındaki ilavelerle bugünkü durumuna gelmiştir. Alexadre Vallaury mimarıdır. İskender Lahti ve Ağlayan Kadınlar lahitlerinden esinlenerek binanın dış cephesi yapılmıştır. İstanbul’da bulunan Neoklasik yapıların güzel bir örneğidir. Sonradan yapılan ek binası da altı katlıdır ve zemin altında bulunan iki kat depolama alanı, diğer dört katı sergileme amaçlı kullanılmaktadır. 1883 yılında Eski Şark Eserleri Müzesi, Osman Hamdi Bey tarafından Sanayi-i Nefise (Güzel Sanatlar Okulu) olarak yaptırılan bina 1917-1919 ve 1932-1935 yılları arasında yapılan çalışmalarla müze olarak düzenlenmiştir. Fatih Sultan Mehmet tarafından Çinili Köşk Müzesi ise 1472 tarihinde yaptırılmış olup, İstanbul’daki en eski Osmanlı sivil mimarlık örneklerinden biridir. 1875-1891 yılları arasında Müze-i Hümayun (İmparatorluk Müzesi) olarak kullanılmıştır.

İstanbul Kariye Müzesi: Eski Yunanca Kariye kent dışı (kırsal alan) anlamındaki Khora sözcüğünün Türkçeleşmesidir. Şehir surları 5. yüzyılda yapılmış ve öncesinde sur dışında bir şapelin varlığı bilinmekte olup, ilk Khora Kilisesi, Justinianus tarafından bu şapelin yerine 527-565 yeniden yaptırılmıştır. İstanbul’un 1453 fethinden sonra kilise olarak kullanılmıştır. Vezir Hadım Ali Paşa tarafından 1511 yılında camiye çevrilmiştir. 1945 yılında ise müzeye çevrilmiştir.

Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi: Atpazarı olarak isimlendirilen bu semtte Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara Kalesi’nin dış duvarının güneydoğusundaji yeni işlev verilerek düzenlenmiş ili Osmanlı yapısında yer alır. Mahmut Paşa Bedesteni bu yapılardan biri diğeri de Kurşunlu Hanı’dır. Kültür Müdürü Mübarek Galip Bey tarafından Ankara’da ilk müze 1921 yılında kalenin Akkale olarak adlandırılan kısmında kurulmuştur.

Ankara Cumhuriyet Müzesi: II. Türkiye Büyük Millet Meclisi binasında Cumhuriyet Müzesi yer almaktadır. 1923 yılında II. Türkiye Büyük Millet Meclisi Binası Mimar Vedat Tek tarafından Cumhuriyet Halk Mahfeli olarak tasarlanmış ve inşa edilmiştir. Ancak Atatürk’ün talimatı ile I. Türkiye Büyük Millet Meclisi binası yeterli gelmeyince bu binanın işlevi değiştirilerek Meclis binası olarak düzenlenmiş ve 18 Ekim 1924’te hizmete açılmıştır. Bodrum üzerine iki kat olarak bina kesme taştan inşa edilmiştir. Pencerelerde görülen kemerler, cephelerde bulunan çini panolar, geniş saçaklar, Osmanlı ve Selçuklu motiflerinin kullanıldığı kalem işi süslemeli ahşap tavanlar ‘Cumhuriyet Dönemi’ mimarisini yansıtmaktadır. 27 Mayıs 1960 tarihine kadar II. Türkiye Büyük Millet Meclisi binası işlevini 36 yıllık bir dönem boyunca sürdürmüştür.

Nevşehir Hacıbektaş Müzesi: 13. yüzyılda Hacı Bektaş Veli Külliyesi, Türk mutasavvıfı Hacı Bektaş Veli tarafından kurulmuş, bugünkü şeklini eklemeler ve onarımlarla almıştır. 1248 yılında Horasn’da doğduğu ve eski adı 1337 yılında Sulucakarahöyük olan bugünkü Hacıbektaş’ta hakka yürüdüğü kabul edilen Hacı Bektaş Veli, Hoca Ahmet Yesevi ocağında yetişmiş sonrasında Irak, İran, Arabistan ve Suriye üzerinden Anadolu’ya gelmiştir. M. 13. yy. ve 20. yüzyıllar arasında mimarlık tarihi yönünden tamamlanmış olan Hacıbektaş Veli Dergahı, tarihsel süreç, içinde birçok kez restorasyon görmüştür. Terminoloji bakımında mimarı külliyeden ziyade bir manzume niteliği taşımaktadır. 30 Kasım 1925 tarihinde dergah T.B.M.M’nin 677 sayılı kanunu ile diğer tekke ve zaviyelerle birlikte kapatılmış, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan bir restorasyon projesi dahilinde 1957-1964 yılları arasında onarımı yapılmış ve 16 Ağustos 1964 tarihinde Etnografya Müzesi biçiminde düzenlenerek ziyarete açılmıştır.